Brokafasi Bisiklet

Bisiklet

10 yaşındaydım. Taşınalı birkaç gün olmuştu. Bu kaçıncı taşınma olduğunu bilmiyorum ama hemen hemen her yıl taşındığımızı var sayarsak bu bizim onuncu ya da dokuzuncu taşınmamızdı. Tabi ben doğmadan öncekileri saymazsak.  Bisiklet sürmeyi yeni öğreniyordum. Ortalama olarak belki geç kalmıştım belki de tam zamanıydı. Bu arada çok hızlı öğrendiğimiz söylenemezdi. Hatta çok zorlandığımı itiraf etsem daha samimi olacak. Hem ayaklarımla yuvarlakları çizmek hem de dengede durmak hiç kolay bir şey değildi benim için. Çok düştüm. Öyle böyle değil. Sanki bisiklet sürmeyi değil de düşmeyi öğreniyordum. Tek başımayken hiç kimsenin hayal edemeyeceği şekillere girerdim düşerken. Hiçbir zaman sesim çıkmadı düştüğümde çünkü ağlamanın bana hiçbir şey kazandırmayacağını biliyordum. Her düştükten sonra ayağa kalkıp tekrar denemem gerekirdi. Etrafımda kardeşlerim ya da diğer akrabalarım varken de çok düştüm. O kadar kötü bir düşüş olmasa da her düştüğümde bana merakla, acımayla, sevgiyle ve ilgiyle bakan gözleri görünce bu tiyatroyu devam ettirmek geliyor içten içe. Bazen ağladığım da oldu sırf bu dikkatli gözleri biraz daha üzerimde tutmak için.

Ne kadar aptal bir davranışmış değil mi? Çocukluk işte ne yapalım. Hepimiz çevirmişiz birkaç numara. Çocukluğumuz geçmişimizde kaldı. Hatta maalesef içimizdeki çocuk da çocukluğumuzda kaldı ama çevirdiğimiz numaralar peşimizi bırakmadı. İlgi odağı olmak için ya da insanların sevgilerini toplamak için hala şekilden şekle giriyoruz. Yöntemlerimiz bile değişmedi. Sadece düşüşler değişti. Çocukken bir bisikletten düştüğümüzde beklerdik o meraklı gözleri ama şimdi başımıza bir olay geldiğinde bekliyoruz bunu. Bir şey yaşadığımızda sevdiğimiz insanların yanımızda olmaları tabi ki güzel bir şey ve herkes bunu ister. Bazı durumlarda ise kolay atlatabileceğimiz bir olay ya da tek başımıza çözebileceğimiz bir olay çevremizde yarattığı yankıyla biraz daha uzun ve zorlu şekilde çözülebilir. Başladığımız bir işin yarıda kalmasına sebep olan bir durumla karşılaştığımızda hemen denemekten vazgeçiyoruz çünkü insanlar neden başaramadığımızı sorduklarında kendimizi haklı gösterecek ve belki de “yazık ya” dedirtecek bahanelerimiz mevcut.

Aynı yaşta başka bir şeyi de öğrendim. Mahalledeki benim yaşıtlarım ya da benden daha küçük çocukların bisiklet sürmeyi bildiklerini farkettim. Bu yüzden mahallede düşene gülerlerdi. Başarılı bir şekilde süreni de kıskanırlardı. Önümde sadece iki seçenek vardı. Ya deneyip gülmelerine maruz kalma riskini alacaktım ya da kenarda çekilip diğer çocuklarla beraber başarılı bir şekilde sürenleri kıskanacaktım. Seçim yapmak kolay değildi. En mantıklısı kenara çekilip bedava eğlence izlemekti. En kötü ihtimal artistlik yaparken düşerler biz de gülerdik. Kafaya bak. Naparsın çocuktuk işte. İyi de izle izle nereye kadar. Artık cesaretimi toplayıp şu bisikleti adam akıllı sürmeyi öğrenmeliydim artık. Her düşüşten sonra daha dikkatli ve daha iyi sürdüğümü farkettim. Her düşüşümde etrafta kopan kahkahaları bir süre sonra duymamaya başladım. Gülmekten vazgeçtiklerinden değil. Bu duruma karşı kulaklarımı tıkmayı öğrendiğimdendi.

Günümüzde ailemiz ve gerçek dostlarımızın dışında, seni tanımayan bir insanın senin başarılı olmana sevinmesini ya da bunu desteklemesini bekleme. Bu tanımadığın insan bazen çalıştığın iş arkadaşlarındır, bazen sınıf arkadaşlarındır, bazen ise seni tanımayan belki de seni hiç görmemiş sadece aynı alanda iş yaptığın için kıskanan ya da rekabete giren insanlardır. Yani senin düşmeni bekleyen çok insan var. Ne kadar çok olurlarsa olsunlar hiçbir zaman hedefine ulaşamaman için bahane olamazlar. Her düşüş her başarısızlık kılık değiştirmiş birer fırsattır. Ne dersiniz? Bisiklet sürmeyi öğrenmek dikkat ister. Pedala mı bakıyorsunuz direksiyona mı? Yoksa gözleriniz yolun kenarında gülmek için ya da kıskanmak için elinde çekirdekle sizi izleyen çevrenize mi bakıyorsunuz? Dur dur buldum. Düştüğünüzü görür görmez seni ayağa kaldırmaya gelen eş dost kardeşe mi takılı kaldı gözlerin? Dikkat et karşıdan araba geliyor.



Brokafasi ÜNİVERSİTEYE GİDERKEN 1. BÖLÜM - ORTAM

ÜNİVERSİTEYE GİDERKEN 1. BÖLÜM - ORTAM

Barış Özcan ile verimli bir yaz okulu geçirdikten sonra sanırım...... 1 yıl önce

Devamını Oku...
Brokafasi Alkışlara Muhtaç

Alkışlara Muhtaç

İyilik her zaman her yerde. İyilik ne zaman iyilik olur?...... 1 yıl önce

Devamını Oku...
Brokafasi İçerik Kraldır - Hikâyenin Gücü

İçerik Kraldır - Hikâyenin Gücü

En iyi sunumlar, en iyi kitaplar, en iyi diziler, en...... 1 yıl önce

Devamını Oku...
Powered by NourKas
BroKafası © 2017 - 2020 Tüm hakları saklıdır.