Brokafasi DURAK 2 (devam)

DURAK 2 (devam)

Durak boş olmasına rağmen oturaklara bir bakış atıyorum. Sanki o adamı görebilirmişim gibi. Çoktan otobüsüne binmişti. Şuanda ailesiyle evindedir diye tahmin ediyorum. Bense hala üşüyorum. Ölüyorum…

Ah bir dakika yoksa siz bir önceki yazımı okumadınız mı? Hm o zaman devam etmeden o yazıya bir göz atın yoksa kaybolursunuz. Yine de siz bilirsiniz ama muhabbeti kaçırmak istemeyeceğinizden eminim. Hadi neyse devam edelim.

 

Ben hala üşüyordum. Küçük ama hızlı adımlarla yürümeye devam ettim. Bakışlara aldırmamaya çalışıyordum. Bir daha kulaklığımın yanımda olmadığı için kendime küfrettim. Kulaklığım benim yoldaşım, sırdaşımdır. Bazen de suç ortağımdır kendisi. Etrafımla muhatap olmak istemediğim zamanlar, kulaklık takmak ve etrafa biraz ilgisiz gözleri gezdirmem yeterdi. Cevaplamak istemediğim sorunlardan kurtarırdı. Daha fenası etrafı dinlemek istediğimde kulaklığım harika bir rol oynar. Tek yapmam gereken sadece onu takıp ve müziğin sesini kısmak.

 

En büyük dert ortağım olduğu da olmuştur. Bunu sadece gerçek dertliler anlar. Ah lanet olsun kulaklığımı özledim. Hayır, en çok montumu özledim evet montumu. Montum nerede? Yurtta mı unuttum. Hayır yurttan çıkarken ince giyindiğim doğru ama üstümde sadece bu tişört yoktu. Ama bir dakika montum da yoktu. Evet kazağım vardı. Şimdi nerede? Yoksa salonda mı unuttum onu? Hayır bu gerçek olamaz.

 

Bunları düşünürken durağa doğru yaklaştığımı fark ettim. Durak sadece bir direkten ibaret. Gözlerimi kaldırıyorum. Yağmur damlalarından dolayı durağın ismini okumaktan zorlanıyorum. Harfleri seçemiyorum.  Sol elimi kaldırıp gözlerime siper ettikten sonra okumayı başarıyorum. Kalın bir fontla BAÇ yazıyor. Galiba doğru yerdeyim. Ama tekrar aynı hataya düşmemeliydim. Bu sefer işimi garantilemeliydim. Durakta birkaç kişi vardı. Birine sormak istedim ama cesaret edemedim. Çekindiğimden değil de yarım saat önce durakta oturan masum bir insanın lafını dinlediğim için yarım saat yanlış durakta beklemeye devam ettiğim içindi.

 

Bakkala sormaya karar verdim. Bir önceki bakkaldan farklıydı bu. Neşeli ve mutlu görünüyor ama yorgundu besbelli. “Pardon abi bakar mısınız?” dedim.” Buyurun” dedi bana gülümseyerek. Neden bu kadar mutluydu bu bakkal? Gözleri bile gülümsüyordu. Mutluluk bulaşıcı derler ya. İşte bu adamın mutluluğu o cinstendi. Ben de istemsizce gülümserken buldum kendimi ama yine de olabildiğince hızlı kurtulmak istiyordum. Biraz daha mı kalsaydım diye düşündüm sımsıcaktı burası. Sadece bir tişörtle ne yapacaktım bu yağmurda? Ya yanlış duraktaysam? Yine mi yürüyeceğim bu berbat havada? “Nasıl yardımcı olabilirim?” dedi adam merakla yüzüme bakarak. Bu adamın sorusuyla kurtuluyorum düşüncelerimden. Bir adım öne atıyorum. “Abi 88 numaralı otobüs geçiyor mu?” dedim emin bir tavırla “Evet” dedi. Yine de emin olamamıştım ama tekrar sormaya cesaret edemedim. Kararsız bir tavırla teşekkür ederek dükkândan çıktım.

 

Buz gibi bir hava karşıladı beni. Yağmur yağmıyordu artık fakat rüzgâr tokatlamaya devam ediyordu. Galiba bundan zevk alıyor olmalıydı ki farklı ritimle ve farklı hızla esmeye devam ediyordu. Ne saçmalıyorum ben? Rüzgâr bu. Hava şartlarından dolayı esiyor keyiften değil yani. Yoksa istemez miydi gökte sakin sakin durmayı? Yine saçmalıyorum. Galiba bana bir şeyler oluyor. Neyse. Devam ediyorum. Etrafıma bakmaya çalışıyordum. Etrafımdaki her şey bana komplo kurmuş gibi hissediyorum. Kendi kıyafetlerim dahil. Ayıptır söylemesi donuma kadar ıslanmıştım. Evet, bunu şimdi fark ettim. Çünkü yağmur durdu. Hava soğuk ve rüzgâr esmeye devam ettiği için ıslak kıyafetlerim bedenime resmen bir Çin işkencesini uyguluyor.

 

Ellerimi ceplerime sokmaya çalışıyorum. Soktum. Bir fayda etmedi ama en azından daha rahat hissediyordum kendimi. Herkes bana garip bakıyordu. Neden baktıklarını anlamaya çalıştım anlayamadım. Normalde de bakıyorlar diyen düşündüm belki yabancı olduğum içindir. Alıştım zaten bakışlara ama bu farklıydı. Farklı bakıyorlardı. Bir acıma duygusuyla bakıyorlardı. Dur bir dakika evet şimdi anladım. Hepsi kalın giyinmiş. Uzaya gidiyorlar sanki. Hayır bu havaya göre onlar gayet normal giyinmiş. Tek tuhaf giyen benim burada. Bu havada bu kadar ince giyinmek hangi akla hizmetse. Sanırım bu yüzden bakıyorlardı böyle.

 

Çok şükür otobüsüm geldi ve beni bu bakışlardan kurtardı. Hemen koştum kapıya doğru. Kapı garip bir ses çıkartarak açıldı. Basamakları çıkmak için ayağımı kaldırdım. Su dolu ayakkabılarıma baktım. Cüzdanımı yokladım kartı çıkarmak için. Cüzdanım? Cüzdanım! Cüzdanım nerede ?!



Taglar

Brokafasi Kaktüs Dikeni

Kaktüs Dikeni

Kendini yapayalnız hissediyordu. Yalnızlığı hep iliklerine kadar hissediyordu. Birileri onun...... 1 yıl önce

Devamını Oku...
Brokafasi Kırlangıcın Çığlığıı - Ahmet Ümit

Kırlangıcın Çığlığıı - Ahmet Ümit

Kırlangıçlar hızlı göç eden kuşlardır. Göç esnasında bazı kuşlar ölür...... 1 yıl önce

Devamını Oku...
Brokafasi Sen Böyle Değildin ?

Sen Böyle Değildin ?

 İnsanlar seni istedikleri gibi kontrol edemediklerini fark ettikleri an onlar...... 1 yıl önce

Devamını Oku...
Powered by NourKas
BroKafası © 2017 - 2020 Tüm hakları saklıdır.