Brokafasi Revnakdar Boşluk

Revnakdar Boşluk

Mavinin en parlak kısmındaydım ya da boşlukta…Hayal ya benim içimde ya da ben hayalin içindeydim. Bir koyu berraklık bu boşluktan sızan. Kanatlarımın sesi duyulmuyor bense aldırmıyorum. Renklerin bile ne söylediği umurumda değilmiş gibi. Sahi, renkler ne söylüyor olabilir? Gözlerimi yakan mavinin ışığı benimle konuşmak istese de susuyorum. Geldiğim yere bakıyorum, burası biraz matemin rengi sanki, burası siyah. Elimi uzatacağım kadar yakında ol ya da sevileceğim kadar uzak. Gerisi boşluk, karanlık …

Ya da sen söyle siyah, İçine çektiğin hayatların şarkısını…Onlardan geriye bir şey kaldı mı? Renkler yine suspus…Gök yüzünden düşen kırık damlalar, ruhuma battığından bihaber. Sarının asaleti vardı gözümde. Kırmızının hançer misali bağrıma saplanması gibi, kan gibi ılıklığı sonra berraklığı. Gök yüzünden düşen bu kızıllık sanki. Hisset, yer yüzü inlerken ve çığlıklar semaları boğarken gök yüzünde kırmızının sultanlığı yayılmış işte. Savaş!

Bulutların sesine ne oldu? Susarken bir taraftan ağlamak bu olsa gerek, sessizce. Ruhunun bile duyamayacağı tınıda. Annesini kaybetmiş küçük gibi, yalnızlığın ve kırmızının ortasında kalmak gibi ya da kıyamet gibi…Gözlerin tüm renklerden uzaklaşması yerini siyaha bırakması gibi. Çarpan yüreğin durması, küçücük bedenlerin yok olması. Sesin tonu yok şimdi çünkü artık ses, yok! Rengi kirlenmiş, atılmış bir kenara. Duyanlar olmadıktan sonra sesin ehemmiyeti kalır mı? Geriye kalan tek şey şimdi kuyu dibi kadar yalnızlık, uçurumların köşelerini kapmış. Bu oyunda yer yok artık. Söylediklerimi unuttum, renklerin ülkesinden kovuldum. Ben renklerin dilini bilmeden mimiklerle anlatmaya çalıştım…Kanatlarının parlaklığı gözlerimde tatlı bir efsun yarattığı meleklerin ellerimden tuttuğundan eminim.

Yıldızların bile ulaşamayacağı bir yerde, huzur, seninleyim. Avuçlarım nereye bakıyorsa kalbim onun izinde. Konuşmadan anlatmak kadar bebeksi. Kulaklarıma bir nehirden gelen şırıltı gibi ezan sesleri. Semaların kapılarını açmamda yardımcı beyaz boşluklar…Renklerden siyahın en masum hali ve yavaşça nurun kaplıyor namütenahi göz bebeklerimde. Benliğim titrerken soğuktan ben dimdik durmasını öğrenmiştim, hayal ve gerçeğin ortasında yada bitiş noktasında. Yol adım başı ayak izleri ile doluyken sürünmek anlamsızdı. Başı dik yürümek, bana verilen cesaret bütün cenabetleri silip süpürmüştü çoktan. Şimdi arzdan arşa açılan bir nur demeti avuçlarım. En sarhoşhane kokuların birleştiği nokta …Kan ve insan kokusundan başka.

Seslerin ihtişamından kurtulup ruhunla O’na dayanmak…Renklerle beni konuşturan da O’ydu. Karanlıktan ve tüm o koyu renklerden çekip çıkaran mavinin parlaklığında huzura erişmemi sağlayan O’nun nüvaz bir dokunuşuydu. Ona tüm benliğimle boyun eğmemin sihri. Rahman…Rahman…Rahman.. Kalbimin uğultulu yerlerinden maviye ulaşması…Arşın kapılarındaki melekler topluluğu. Karanlığın ,seslerin ,renklerin kaybolması ;ebedi maviliğin göz bebeklerimde uyuması…

 

 



Taglar

Brokafasi Bizim sıramız yavaş mı ilerliyor?

Bizim sıramız yavaş mı ilerliyor?

Sıra, kuyruk, banka sıraları, yemek sıraları, yeni telefonu almak için...... 1 yıl önce

Devamını Oku...
Brokafasi Rahatı Bozan Rahatlık

Rahatı Bozan Rahatlık

Bazı arkadaşıma “gelecekte ne olmak istiyorsun?” sorunu yöneldiğimde çok güzel...... 1 yıl önce

Devamını Oku...
Brokafasi ÇUKUR

ÇUKUR

Sakın beni yanlış anlamayın. Bir halt etmeden oturun kısacık ömrümüzün...... 1 yıl önce

Devamını Oku...
Powered by NourKas
BroKafası © 2017 - 2020 Tüm hakları saklıdır.