Brokafasi Şikâyetim var ! Bugüne kadar hep...

Şikâyetim var ! Bugüne kadar hep...

Bugüne kadar hep öz eleştiri niteliğinde olan şeyleri yazdım. Bugün ise dışarda gördüğüm ve beni rahatsız eden basit şeylerden bahsetmek istiyorum. Hoşnut duymadığı bir konu hakkında şikayetçi olmak insanın en doğal hakkıdır. Bunu yaparken usulüne göre yapmalı ve aşırıya kaçmamalı. Haklıyken haksız duruma düşebilir sonra. Birçok insan kendi haklarını bilmedikleri için hoşnut olmadıkları konuları üzerinde şikayetçi bile olamıyorlar. Ya da herkes bir duruma sessiz kaldığı için sessizliği normal bir şeymiş gibi karşılar. Korkulardan dolayı, şikâyet sadece gücümüzün yettiği kişilere karşı sürebileceğimiz bir hak haline gelir. Güçlüye karşı sessizliğimize boğulmaktan başka bir çaremiz yok.

 

 

Şimdi asıl konumuza gelelim.

Çok hızlı etkilenen bir toplumda yaşıyoruz. Bu hızlı etkilenen toplumda şiddet, mutsuzluk ve karamsarlık git gide artıyor. Bu artışta, müziğin dizilerin ve filmlerin payı ne kadar sizce?  Bu sanat eserlerin çoğu hayal ürününden ibaret olduğunu biliriz ama yine de bizi çok etkiler. Dinlediğimiz bir müziğin bize aktardığı duyguya kapılırız. İzlediğimiz bir dizinin sevdiğimiz bir karakterine özeniriz. İzlediğimiz bir filmin etkisinde kalıp oradan aldığımız bazı şeylere hayatımızda yer veririz. Hatta daha abartılısı dizilerde yaşanan olayları gerçek hayatta da geçerli olduğunu düşünmek ya da öyle düşünmek istemek. Bir dizide ölen bir karakterin cenaze namazının kılınması ya da  olay anında bir dizi karakteri, dizideki polis rolüyle olaya müdahale edebileceğini düşünmek gibileri. Bir dizi karakterinin açtığı bloğun gerçek hayatta çok ilgi görmesi ve bu karakterin dizideki kimliğiyle okuyucularıyla buluşturması, dizilerdeki karakterlerin giyim ve yaşam tarzlarından etkilenilmesi ise  bunların yanında sıfır ve masum kalır.

 

Sabah arabeskle uyanan, gününe şiddet içeren bir filmle devam eden ve ayrılıktan bahseden bir aşk dizisiyle gününü sonlandıran bir insanın hayata güzel bakmasını nasıl bekliyorsunuz? Dizileri, şarkıları ve filmleri yapan insanlar bu durumun farkındalar. Kötü etkiler oluşturabilecek şekilde  yazılan bir senaryonun bir jenerasyonun ruh sağlığına mal olabileceğini biliyorlar. Buna rağmen mutsuz ve samimiyetten uzak dizilerle bu halkı mutluluktan uzaklaştırılmaktadır. Bunu belki bilinçli yapıyor ya da  yapmıyorlar ama bu durumu değiştirmenin de onların ellerinde olduğunu düşünüyorum.

 

 

Ergenler bu durumdan en çok etkilenenlerdendir. Ergen demek gelecek nesil demek. Bu tarz diziler gelecek neslin sağlıklı düşünmesini engellediğini düşünüyorum. Bilim, sanat ve teknoloji üzerinde kafa yormak yerine, hangi video trendin birinci sırada oturduğunu , hangi dizi oyuncusunun daha güzel , hangi erkek oyunca daha yakışıklı gibi konularla kıymetli vakitlerini harcıyorlar. Medyayı ellerinde tutan insanlar bu muazzam çabalarının üçte birini gelişimizi sağlayacak konulara harcasa geleceğe umutla bakmaya başlarız.

 

 

Bize mutsuzluk, öfke, kıskançlık, aç gözlülük ve şiddeti medya yoluyla bize empoze edilmesinden şikayetçiyim. Dizileri duygusal yapacağız diye mutsuz insanların bitmeyen mutsuzluk ve şansızlıklarının izletilmesinden şikayetçiyim.  Birbirini kıskanan, boş yere birbirinin kuyularını kazan insanların hikayelerini anlatan dizilerden şikayetçiyim. İyi insan hep fakir ; zengin insan da genellikle kötü, şımarık, vurdumduymaz, kural tanımaz bir karakter ile temsil edilişinden şikayetçiyim. Bilim sanat ve teknolojinin yerine önemsiz konulara önem verilmesinden şikayetçiyim.



Taglar

Brokafasi Çok Bekletmedim İnşallah ?

Çok Bekletmedim İnşallah ?

   Her şeye geç kalan bir milletiz. Geç kalmayı benimsemiş bir...... 1 yıl önce

Devamını Oku...
Brokafasi Cevap

Cevap

Cevaptan önce soruyu anlatmak istiyorum. Neden mi? Bir nedeni yok...... 1 yıl önce

Devamını Oku...
Brokafasi DURAK 2 (devam)

DURAK 2 (devam)

Durak boş olmasına rağmen oturaklara bir bakış atıyorum. Sanki o...... 1 yıl önce

Devamını Oku...
Powered by NourKas
BroKafası © 2017 - 2020 Tüm hakları saklıdır.